21 Haziran 2016 Salı

Mesai Arası 7


 Aklımın almadığı şeyler var benim.

 Sabah sosyal medyada dolanırken 13 yaşında kız çocuğuna yapılan tecavüzler ve kişilerin mevkileri hakkında bir yazı çıktı karşıma. Eski bir haber. Geçti gitti bu ülkeden. Bu derece yozlaşmasının getireceği bir patlama noktası, dip noktası, zirvesi -ya da siz her ne diyorsanız- olmalı. Bir tek şu soru geçiyor aklımdan; dibi ne zaman görürüz Allahım?

 Doğrulma vakti hiç gelmeyecek mi? Yoksa biz doğrulduk mu sandık her sevinçte, iyide, başarıda...

 İyi kalpli olduğunu gözlemlediğim yöneticim geçen gün önündeki kitaptan rastgele açıp bir paragraf okudu. İş konuşuyorduk. Gözlerimin dolmasına engel olamadım o an.

 "Korku, sevginin diğer yüzüdür. Seviyorsan, korku kaybolur. Sevmiyorsan, korku belirir - büyük bir korku. Sadece sevgililer korkusuzdur; sadece derin bir sevgi anında korku yok olur. Derin bir sevgi anında, var oluş yuva olur- bir yabancı, bir yalnız olmazsın, kabul edilirsin. Tek bir insan tarafından bile olsa kabul edilirsin, derinlerde bir şey açılır -en iç benliğinde çiçeksi bir fenomen. Biri tarafından kabul edilmiş, değer verilmişsindir; değersiz değilsindir. Bir önemin bir anlamın vardır."

Çiçeklerimiz hoyratça derildi. Karanlık adamlarla kötü adamlar arasında savrulduk. Ne susku kar etti ne sözler. Ne sabır umudu getirdi ne de şimdi aydınlandı. Işık yok! İlim yok! Sevgi yok! Sadece korku hakim.

 Sevginin olmadığı yerde asılı kaldık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder