14 Aralık 2012 Cuma

İlle de İnsan


 Üzüntülerde boğulmak arzusu içindeyim. Kin ve nefret içinde hapsolmuş bu kirden asla kurtulamayacağımı bilip yetmezmiş gibi yeni bakteriler ürettiğimi düşünüyorum.

 Kavga eden iki insan gördüm dün. Daha evvel pek çok kez şahit olduğum bir durumdu bu. Şaşırmam absürd olandı. Sonra bu gün okula giderken çöpte bir şeyler arayan birine rast geldim. Gözlerimin önüne dayattı minibüsçü, tam yanımızda çöpte bir şeyler arıyordu insan. Sıkı giyinmiş olduğunu görünce teselli buldum. Hava çok soğuktu.

 İnsanız dedim önce.
 Sonra canlıyız daha öncesinde.

***

 Böyle insancıl insancıl kendimi üzerken gece şiir astığım sitelerden birinde vefadan bahseden bir yazıya yorum düştüm. Yorumlamayı pek beceremiyorum. Bu sebeple blog yazısı niteliğinde bir yorum oldu.

 Anasayfaya tıkladım ve daha evvel aramızda anlaşmazlık çıkan bir beyefendi yazı asmış. Tam da aklımdan geçiyordu. Neymiş bakayım diye tıklayıverdim. Önemsediğim bir şaire vermiş veriştirmiş. Özel üye olduğundan yazısına gittiğimi gördü ve sayfamı yenilememle birlikte kendimi yazının içinde görmem bir oldu.

 Hakaret etmiş bana. Ne yapsam diye düşündüm bir. Kendi halimde yazma taraftarıyım ben. Adımın orada yer alması rahatsızlık verdi. Mesele bana ettiği küfürler değil. En son yorumumda bahsettiklerim ve bu durum güven sarsan bir vaziyet oluşturdu. Otuza yakın kişi okudu ve yazı kaldırıldı. Hemen aldım kopyasını neyse ki. Sabah siteye girdiğimde üyelik sayfası açılmadı beyefendinin.

 Küfür ederek gitmem isteğini dile getirmişti kendi gönderilmiş bu vaziyetle. :)

 Valla bilemedim. O kadar insan insan dedim diyorum da ama bu adama insan diyemiyorum. İnsan görünümlü yaratık dicek oldum ki canlı felsefesi çıktı karşıma. Temiz yoldan ölsün de bitsin bu mesele. Ben de bunu dileyeyim bari.

 Bir de çok eğlendim. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Gecenin o saatinde şiirimin okunma sayısı yükseldi.


 http://www.acunn.com/video/o-ses-turkiye/golge-ozturk-gulcan-simsek-aynura-ahmadova-duellosu/1117

 İyi dinlenceler.

13 Aralık 2012 Perşembe

Her Yer Her Yerde


 Ah bu tabir...

 Düşüncelerden kurtulabilmek için temizliğe sığınacağım birazdan ve takıntılarımı sonuna kadar kullanıp içinden çıkmayacağım boyuta kadar geldiğimde geri kalan kısmını üstün körü yapıp bitireceğim. Kendime daha şahane bir dert bulamıyorum açıkçası. Bütün hıncımı bedenimden alacağım, yoracağım onu.

 En son dün akşam müthiş bir soğuk vardı Uşak'ta. Şahane bir sis kaplamıştı ortalığı. Hava ile kendimi özdeşleştirip ona dokunabilmek için montumu üstüme geçirip öylece çıktım. Şalımı yanıma aldığım için kendime kızdım. Yüktü şimdi bana... Soğuk havanın hasta etme riskini göğüsledim. Korku ve hazları birlikte ağırlamak iyi geldi.

 Düşünmeye ara verdim. Çok gerçekçi bir rüya gördüm, herkese olur. Gözüme gelen bir şeyle uyandım uykumdan ve ölümü görmek üzere tekrar kapadım gözlerimi. Ölüyle konuşup şimdi senin sorgulanman gerekmiyor mu ne işin var üzerimde dedim. Öldüm ben soğuk yerde tutulmam gerekiyor deyip üzerime bıraktı tüm ağırlığını. Soğuk olan mekan benim bedenimdi. Bir yandan eğer varsa? sorgulanacaksın diye beynimden geçirmeden edemiyordum, rüyamda!

 Sonra...
 Susmuyor beyinler. Maddi olan hiçbir şey susmuyor. Susmuyor suskular, çığlıklar. Susmuyor hava. Soyut olan susmuyor.

 İstiyorum ki griye dolalım dumansız.



7 Aralık 2012 Cuma

...


 İçimde çığlıklar atıp feryatlar koptu istemsiz.
"Düşünüyorum. Sorguluyorum. Susmuyorum."
Sesimi anlıkta olsa kendim bile duyamadım öfkemden.
Dilimi sustursam da iç sesimi susturamadım kendime bir türlü.
Hiçbir cam parçası uyuşmadı mozaik oluşturmaya yeltendiğim aynama.
Bir poşetin içine sıkıştırdım parça parça düşüncelerimi.
Vurdum üstüne sert bir materyalle.
Biraz da duvara çarptım.
Parçalar oturacaktı bu sefer yerlerine.
Uyum sağlamayanı fırlattım bir köşeye.
Susmadı içimdeki isyankar ses.
Yeni bir mozaik yapmayı arz etti
Fikrime yatırdı bu ıslahatı.
Uslanmayacaktım işte!
Son olarak;
Edepsiz hayalleri ahlaksız değerlere yordum.
Değerlere tapan anlayamadı beni.

***
Bu da böyle gelen bir yazı oldu.

Kim Dedi Kim!?


 Yoğun geçen 10 gün sonrasında nihayet Uşak'a gelmiş bulunmaktayım. Epey bir yorgun ve yoğunum. Nereden başlayacağımı da kestiremeden aklıma esen yerden giriyorum konuya.

 Malum KPSS'ye girdim yazın. Eğer kazanırsam arkama bakmadan bırakıp gideceğim bu okulu sözde. Bayağı da alıştırdım kendime bu fikri. Puanım da fena değil hani. Hiç çalışmadan iyi bile almışım. ÖSS döneminde nasıl kazıdıysam artık beynime ömür boyu o yük bilgilerle dolanacağım. Çünkü asla gündelik yaşamıma uyarlayamadığım bilgiler. Uyarlama yetim yok.

 İnfaz koruma memurluğuna başvuracağım. Devlet elinde olan bilgilerimi tekrar istiyor benden. Bunları toparlayabilmek için epey çaba sarf etmem gerekiyor. Adliyeye gidip bir belge aldım sırada diploma fotokopisi var. Diplomam üniversitede olduğu için mezun olduğum liseme gittim. Bir takım müdürler değişmiş. İki bina idi biri imam hatip olmuş falan. Düz olanına gittim. Kalabalık bir ortamdı. Müdür beyi sordum gösterdiler "merhaba ben bu okuldan mezunum" dedim. Alaycı bir tavırla "ne güzel" dedi. "Memuriyete başvuracağım diplomamın fotokopisini almam mümkün mü acaba" diye sordum. "Gerekmiyor" dedi. İnfaz koruma için gerekli" dedim. Bu arada daha öncesinde ben adliyede uğraşırken annem okulu arayıp sormuş. Olumlu cevap vermişler. Ben de bunu dile getirdim. Müdür bey başladı müthiş bir kibirle "kim dedi size bunu kim dedi" diye beni azarlamaya. Ben de gayet sakin bir şekilde ciddileşip "peki beyefendi, sizinle anlaşamayacağız çünkü aşırı dik gidiyorsunuz, iyi günler" deyip çıktım. Ve diğer binaya geçip tanıdığım bir müdür yardımcısına derdimi anlattım ve bunun mümkün olmayacağını uygun bir dille anlattı bana.

 Beni azarlama yetkisini kendinde bulan müdüre içimden hakaretler yağdırmak geliyor. Ben bilgisizliğini bununla örttüğünü düşünüyorum. Zira açıklama yapmak hiçte zor değildi.

 Eğitimci? Gerçekten okurken ne derece vahim şartlar altındaymışız şimdi daha net görebiliyorum. Hani uzlaşım? Bürokrasinin adiliğini çok güzel sergiliyorsunuz da diyecektim. Böyle patavatsızlıklarım da vardır, çoktur. Uzatmak istemedim çünküsü beyefendinin statüsü batsın. Diploma gerekli değil diye bir de benimle iddialaşıyor. Ey Allah'ım, ey Allah'ım!

 Emin olamasam da bu beyefendi olacaktı. Fotoğraflar biraz farklı olabiliyor. İfşa etmekte bir sakınca görmüyorum. Tüm hakaretlerim içime aktı nasılsa.