27 Kasım 2011 Pazar

Aksiye çalan agresif evlat

 Biraz agresif bir evlat olduğumu ilk ve son kez söylüyorum. Aksi de olabilirim. Objektif olma çabalarıma katkı olsun diyerekten.
 "Şu okulu bir bitir de...." ile başlayan cümlelere karşı alerji geliştirdim. Alerji geliştirilir mi? Ben geliştirdim bakın. Bu cümlenin sonu ister maneviyatla bitsin, ister maddiyatla. Beni kızdıracak belli.
 Hayır bir kere bu cümlenin sonunun olumlu bitme olasılığı bile yok. ( Çabalıyorum!)
 Hayırsız bir evladım ayrıca. Bunu diyebilmem için hayırlı evladın tanımı yapmalıyım önce. 
Hayırlı evlat tanımı: Hani şu daima başarılı olanlar var ya işte onlar. 
Çok kötü şartlarda olup da okuyan insanları takdir edebilmeyi istedim ben de hep.
 Kendiliğinden ders çalışan çocukların içine büyü kaçtığını düşündüm uzun süre. Matematikten çok iyi alanların benden zeki olduklarını benim kabullenmemde inanın bir sorun yok. Mesele ebeveynlere kabul ettirebilmek. Trigonometri, türev, integral, polinom karışımı bir soru düşünün. Kendimi bilim adamı ilan ediyorum. Yüksek müsaadelerinizle. 
 Hep sizden daha kötü durumda olanlar var ve daha çok başarılı klasiğini yapmak istemiyorum ama lanet gitsin ben de bu cümleden milyon kez duydum. 
 Birde cevabı bilinen soruların sorulması beni çileden çıkarıyor. Sen de ebeveyn olunca anlarsın klasiğini duymak istemiyorum. Ne yapsam klasiklere karşı mı çıksam. ;)


 Not: Her yazımı ilgiyle okuyan anneme çokça selamlarımı iletiyorum. Merak etme anne. Yurdumda öğlen yemeği çıkmadığından öğlenleri birşey yemiyorum. Ve aç kalıyorum bu yüzden kafam çalışmıyor dolayısıyla seksenlik kağıttan yirmi almayı başarabiliyorum. Aldım mı, verildi mi? Tartışılır.
 Notun notu: Her arayışında ki bu öğlen saatlerine tekabül ediyor, acıkmamış oluyorum dert etme.
 Notun özeti: Her şey yolunda. :)

21 Kasım 2011 Pazartesi

Vizeler ve Hamide

 Bir hafta sonra da böyle umutvari olmak dileğiyle...


 Bayramda çalışırım bayramdan sonraki bir hafta olan sürede çalışırım derken vizeler geldi. Ve bende son gün çalışanlar kategorisine kendimi layık gördüm. Şimdiye kadar iyi gitti sınavlarım. Onbir dersten henüz üçünü atlattım.Önümdeki sınav tablosuna  baktıkça içim kararıyor ne yalan söyleyeyim. Vermeliyim şu başıma dert olan derslerimi. 


 Ezberci sistemde öğrendiğim ne var? Bende işten zevk almaya çalışıyorum. Grup çalışmaları yapıp hepsini ezberleyip sorulu cevaplı çalışırken bilmek hoşuma gidiyor. Kimse tarafından hatırlanamayan sorunun cevabını bildiğimde bildiğiniz ilk okul öğrencisi oluyorum sevinçten. Fakat bu gün sınavda bildiğim sorunun cevabını yazmayı unutunca nasıl canım sıkıldı bilemezsiniz. Hamide özüne dönecek zamanı buldun dedim.


 Ben olayı abartıp Tûba'nın da derslerine kafa yordum. Önden gidiyorum seneye hazırlık. :)
 Bu arada benim güzel bakışlımın sevilme fobisi olduğunu farketmiş bulunmaktayım. Aşırı sevgiden  bunalıyor.Fakat şöyle bir çatışma da yaşanmamış değil; geçen gün bizim kız derse gitmişti sabahtan bende aylardan sonra odadan adım atmış ve arkadaşıma ders çalışmaya gitmiştim. Akşam dersten sonra tekrar arkadaşıma gittim ve çalışmaya devam ettik yurda da geç geldim. Bir günüm sanki birkaç gün gibi geldi. Nasıl özledim Tûbamı. Sanıyorum ki oda özlemiş. 
 !?:)

14 Kasım 2011 Pazartesi

Bu Ben Değilim.

 İki haftalık tatilden sona Uşak'a dönerken son anlarımın beni şaşırtmasıyla başlıyorum yazıma. 
 Gece yolculuk beni çok yoruyor diyerekten perşembe gündüze aldım biletimi. Çarşamba akşamı -sağ olsunlar- iki kere misafir ağırladık. İlk gelen misafirlerimiz komşularımızdı. Çay ve annemin enfes revani tatlısından ikram ettik. Bir tanesi mahalleden bir bayan. Daha önce ne gelmişliği vardır evimize ne uzun bir muhabbetimiz. Geldiği gibi başladı kızım şöyle başarılı böyle başarılı. Şimdi kadının hitabı kuvvetli olduğundan benim temiz saf yürekli annemi etkileyecek. Hatta tabiri caizse zehirleyecek. Hemen aldım elime dizginlerimi. Bekliyorum en ufak hatasında yerden yere vuracağım. Çok geçmedi üzerinden soruverdi. 
-Senin bölümün neydi tatlım?
-"Kamu yönetimi" dedim tebessüm ederek. 
 Buradaki gülümsemem tamamen içtendi. Belirtmek isterim. 
 Ama gel gelelim teyzemin ettiği laf. "Eh artık belediyelerde falan çalışırsın." Bende "başka şeyler düşünüyorum" diyerek konuyu kendi sahama çektim ve aklımın ucundan bile geçmeyecek bir kariyer çizdim gözlerinin önüne. 
-"Gazetelerde siyasi köşe yazarlığı düşünüyorum." deyiverdim.Ama teyzem maaşallah ona da bir küçümseme edasıyla "küçük yerlerden başalman lazım ama onun için."
 Buna da cevabım kesin ve net oldu. Gelen teklifleri değerlendirmiyorum çünkü ben bir aşamaya geldim Kalitemi düşürmek istemem gibilerinden. :)
 Sonra bu dediklerimi anımsadığımda inanamadım kendime. Olaya kendi değerlendirmemi yapacak olursam. Diğer komşuların gözünde bu davranışım antipati kazandı. Fakat bu bayanın gözünde galiptim. Anlayamadım orada neyin yarışını yapıyordu. Kızını ne olarak görüyor. Sadece evladından daha başarılı insanların olabileceğini göstermek istedim. Kaldı ki alanlarımız bile farklıyken kıyasta mâlup hissetti kendini. İyi mi ettim kötü mü ettim bilemedim. Ama gerçeklerle yüzyüze gelmesini sağladım sanırım. Sonunda bana "küçümseme" deyiverdi. Biraz çekingen biraz farkında. 
 Diyorum Hamide sana mı kaldı kaç yaşına gelmiş kadına ders vermek. Ama söz konusu benim annemle huzurumu kaçıracaksa evet bana kaldı!


 Daha sonra yengelerim ve kuzenlerim geldi. Tatlıdan kalmadığı için yeni bir çay ile fındık ikram ettim onlara da. Oturduk sohbet ettik. Güzel vakit geçirdik. Onlarıda uğurladıktan sonra benim uğurlanma törenim de sona ermiş oldu.


 Bavulumu hazırlarken günlüğümü buldum ve ufak bir göz attım. Altı sene kadar olmuş. Neler neler yazmışım. Fazlaca hüzünlendim. Ve son bir kaç aydır çocuğum ben dimi daha küçüğüm diye sayıklamamın nedenini gördüm sayfalarda. Okumayaydım deyip duruyorum şimdi.


 Sabah erkenden kalktım ve servis için yazanenin önünde beklemeye koyuldum. Yan tarafta Endüstri Meslek Lisesi vardı. Çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu bir lise. Ve sabahın köründe hepsinin elinde bir sigara derse doğru. Bende bu yol üzerinde sabah sabah nerden çıktı bu vicdan bekçisi dedirtircesine bir sigaraya bir yüzüne bakıyorum genç çocukların. Yaş olarak benden küçük olduklarından bakmakta sakınca görmedim. Ama malum küçük gösterdiğimden kimisi kız bana bakıyor diye havalara girdi, kimi minnet etmedi, kimisi karizmatik bakışlar attı. :)
 Harika bir yolculuk oldu benim için, yolda defalarca inip fotoğraf çekmek istedim. Pastel renginde bir doğa,  açılan tüneller ve aradan nostaljik etki oluşturan tren yolu...


 Otogarda indim ve yurduma geldim servisle. Fakat kapı duvar oldu üstüme! Yurdu cumartesi açacaklarmış. Aradım hemen ve sitem ettim fazlaca üstelemeden. İşletme sahipleriyle olan ilişkilerim pek zayıf olduğundan haklıyken haksız duruma düşmekten çekindim. Nasıl beceriyorlar kendilerini haklı çıkarmayı! İnsanlık ayıbı olarak görüyorum ve kendimi uzak tutuyorum. Şimdi burada düşenin hakkı nerede gibi klişe laflardan da etmek istemiyorum. Ve geceyi otellerinde geçiriyorum. Evham dolu bir geceden sonra sabah Tûbamla birlikte yurdumuza kavuşuyoruz.

Ten İle Tin

Ürkekti şimdi bedeni
Cahildi tecrübeleri
Keşfettiği kadınsılık
Kaçamadığı çocukluğunun
Utangaçlığına yenikti, yârin kollarında.

Gerçekti soyut olan
Dokuz sekizlik ritmindeki serçe yüreğiyle
Dolandı boynuna yârin gizlenerek, sımsıkı.

Göz hapsindeydi kıvrımları
Üryandı savunmaları kazanılmış bir günaha.

/İncesaz eşliğinde
Saflığıyla kamaştıran tellerin
Önüne çekilen perdelere
Basılan parmaklar fikir kanatır/

Somuta değen duygularına kurban
Bir Beden kaldı elinde
Fikrinin biçimlendirme aczine
Bedel diye belki de…

Hayallerin rüyalara aktarımı muntazamdı.
Narsist sendromların en kuytularında
Şimdi kabustu uykuları… 






4 Kasım 2011 Cuma

Öyle Şey...!

 Tüm yargılara tebessümle diyerek başlıyorum yazıma.
 Benim kamu yönetimi okuduğumu bilmeyen pek azdır. Siyasal Partiler ve Baskı Grupları dersinden ödevim var. Bir parti veya baskı grubunu ele alıp, araştırıp sunum yapılacak. Malumunuz bağımlı olduğumdan internette gezinirken gözüme bir parti takılmıştı. Hakkındaki bilgim sıfır. Üzerine de bu ödev denk gelince bu partiyi seçeyim dedim. Herkes ya iktidarı seçecek ya muhalefeti ya da son dönemde popüler olan partileri. Bendeki mekanizma nasıl işliyor anlamıyorum. Sanki çok becerebilecekmiş gibi zor olanı seçeceğim. Adını pek nadir duyduğum ikinci duyduğumda çoktan unutmuş olduğum bir partiyi seçtim.
 Hangi partimi? 
 Merhaba yargılarınız.
 Türkiye Komünist Partisi.
 Şu partiden ödevim var dediğim anda başka parti bulamadın mı?  Sorusuyla karşılaşmadığım olmadı. Daha sonra partinin yetkili binasına gidip görüşme yapmam gerekli. Aman yalnız gitme!
 Neden?
 Ne olur ne olmaz.
 İyi hadi. Büyük sözü dinledik kuzenimle çıktık Ümraniye çarşıya. Akbank'ın üzerinde demişti babam gittik baktık yok. Kime soralım kime soralım derken belediyenin bir çalışanını gördüm formalıydı. Kuzenim bari kısaltılmışını söyle de korkmasınlar dedi. (?)
 -Pardon!? TKP'nin binası nerede?
 -??
 -Parti.
 -??
 -Türkiye komünist partisi binası?
 -Bilmiyorum...... Buralarda yok öyle şeyler.
Sonra şüpheli bakışlara maruz kaldık. O bakışlara cevaben "tek yol devrim" demek geldi içimden ya! :)
Nasıl şey kardeşim. Biliyor musun ki? Öyle şey de ne demek!?