9 Haziran 2011 Perşembe

Sözde Sosyal Ben

 2008’in Şahika’sını okuduğumda biraz asosyal sanki diye düşünmüştüm geçen gün. Benim dünyamdan çok farklı bir dünyası vardı ama çok iyi anlaşıyorduk.Vardı bu işte bir iş.Öğrenmeyi seven biriydi o da benim gibi aramızdaki fark ise o kitaplar vasıtasıyla yapıyordu bunu ben insanlar.
 Dediğim gibi bu 2008’in Şahika’sıydı. Bu günü yanıldığımın ve çok zor becerdiğim kabullenişimin günü olarak ilan ediyorum.
Ben okuyucuya şunu tavsiye ediyorum. İlk paragrafı çarpmaya göre tersini alıp okumalılar:).(2 yıl öss’ye hazırlandım da matematik dehamı göstermek istedim.:)
 Bugün “sevgili” Uşak’ımızın Çarşamba Pazarı vardı. Şahika’yla beraber gittik. Ne alalım derken ilk meyvelerden başladık. Bir ara baktım bizim kız pazarcı amcayla sohbete dalmış. Malum seçim dönemindeyiz ya sordu millet vekili adayları pazara geliyor mu diye. Pazarcı amcada evet sabah geldiler diye yanıt verdi. Öğrenciyiz de biz kamu okuyoruz bu yüzden sordum diye de bir açıklama düştü.Sağolsun amca  da bizim kızın tatlı sohbetinden olsa gerek kirazdan biraz fazla koyuverdi birde parasından az aldı. Öğrencisever, öğrenci halinden anlar esnafı Uşak’ın nadir sevdiğim yönlerinden biri.
 Ben bu günü birde şaşkınlığımın günü ilan ediyorum müsaadenizle. Ne kadar ucuzdu burası! Bir poşet çileğe sadece 2 lira verdik. İstanbul’da bu durum pek rastlanılası değil. Hepsinden tada tada alıyorduk birde. Karnımızı doyurduk diyebilirim. Biraz da sebze aldık. Yeşilçam filmlerinde gibi hissettim bir ara kendimi. Genç denebilecek yaşta olan pazarcılardan bir tanesi Şahika’ya maniler söylemeye başladı. Yok sürmeler yok kara kaşlar bizim kız bunlarıda aklında tutmuş.:) Sonradan söyleyip söyleyip gülüştük baya. Benim sosyal hafızam hala hatırlayamadı manileri.
 Bir şeyi daha görmüş oldum. Ben hazır bilgiye konuyordum. Yorumun yorumunu dinlemek beni daha da cezbediyordu. Öğrenme merakı değildi bu aslında. Dedikodu dinleme hobisi. Dedikodunun türü olur mu? Ben açıklıyorum olur. Hem de bal gibi olur. Soruyorum Şahika’ya Hegel hakkında düşünüyosun diye? Benim sorumun bozukluğuna rağmen ansiklopedik bir bilgiyle beni aydınlattı. Açıp okumak yerine ondan dinledim ilk önce. Ve sorum Hegel neyi savunur değil hakkında ne düşünüyorsundu. Tevazunun fazlası da kibirden gelir der bir de hep Şahika.. Şimdi fark ettim benim yazım da beni fazla küçümsemiş gibi görünüyor. Güya tevazu! Evet sadece görünüyor.

6 Haziran 2011 Pazartesi

Toplum Reçeli

 Çok kişinin beğeniyle izleyip tavsiye ettiği şu filmi bende izledim.  Ağlayacak kadar hazin bulmadım doğrusu. Bu arada filmin adı İncir Reçeli.
 Kesinlikle verilen emeğe saygım sonsuz. Olmamış işlenememiş işte güzel. Böyle bir ilişki yaşanıyorsa durumu dramatize etmeye gerek yok. Realizmin en çok ihtiyaç olunduğu durumda romantizme yer yoktur. Eğer gerçekçi işlenseydi çok daha can alıcı olurdu.Boğazımda düğümleniverirdi işte o zaman hisler.
 Duyguya hitab eden çok şey akla hitab eder kanısından kurtulamamış bir senaryo idi.Halbuki akıl yaradılışı itibariyle duygudan vücut  bulmuştur.Aklın yolundan gidildiğinde duygunun en hasını yaşarsın.
 Toplum için yapılmış bir sanat!
 Toplum için yapılmış bir reçel eseri! Toplum bunu çok beğeniyorsa afiyet olsun. 
 Diyecek sözüm budur.