29 Ocak 2016 Cuma

Sitem Eleştirisi


 Serin bir İstanbul sabahındayız. Yine de aydınlık olan her şey güzel. Hani şu bazı kesim der ya Mezarına ışık dolsun minvalinde ölen iyi insanların ardından. İşte ben de ondan istiyorum. Somut ışık istiyorum. Sadece ışık. Aydınlıklar altında çiçekli, böcekli, misli bahçeler. Şehir kalabalığı bi uçta, bir yerlerde çokça insanın olması filan.

 Biliyoruz ülke karanlık, dünya karanlık, gelecek nesil de belki öyle.

 Siyasal gerçeklikler ortada. Tamam.

 Toplumsal çöküntü de öyle. Tamam.

 Ama dünyası muhalif olan insanlara katlanamıyorum ben artık. Evet hiçbir şey iyiye gitmiyor. Ne yapalım. Sürekli ama sürekli olumsuz bakış açısının içine düşmüş arada kafasını kuyudan çıkarıp demek öyle diyip içeri malzeme toplamak çok sıkıcı be. İnan ki anlamsız. Hayat gidiyor, akıyor. Kuşlar, ağaçlar, mavi tekerlek filan. Bunların varlığına veriyorum ben kendini.

 Kimseye ne yapıp yapmayacağını söyleyecek yapıya sahip değilim. O donanım da yok. Umurumda değil üstelik.

 Böyle işte...

22 Ocak 2016 Cuma

Toyluğa Övgü


 Günaydın,

 Karanlık odada uyanmak zorunda olmak hayatımın en kötü anları sayılabilir. Işık olmayan her şeyden nefret ediyorum. 10 dakika içinde hazırlanıp servise yetiştim neyse ki. Bahar gelene dek böyle olacak, bir sonraki bahara kadar.

 Dışarıda kar yağıyor, ben ofiste masamda oturuyorum. Sabah yandaki Starbucks'tan lattemi aldım, içtim filan. Kim derdi ki başarısız Hamide bu konumlara gelecek. Geldiğim bir konum da yok ortada ama ne zaman ve nasıl oldu ben hiç anlam veremedim. Beden gücü sarf etmeden ve bana iş versinler diye tüm takım arkadaşlarının gözünün içine bakan kendi kendine işler icat eden bir insan oldum. Tembel Hamide.

 Boş vaktim var hep. İki ay öncesinde haksız yere beni itibarsızlaştıran müdürümü öyle çok anıyorum ki... Sen benim şevkimi kırdın, ben de sana boyun eğmedim. Bu tecrübesiz halimde istifamı verdim. Şimdi daha alt koşullarda (alt koşula bak :) ) huzurlu, birkaç lira eksik devam ediyorum. Ne gerek vardı tüm bunlara.

 Kerem Bey'in bu yazıda ne işi var? Neyse.

 Ayrıldığım işimden sonra bir çok iş görüşmesine gittim. Defalarca özgeçmiş doldurmaktan bıkkınlık gelmişti. Evime çok uzak, ulaşımın zor olduğu bir İstanbul ilçesinde sürünüyorum yine. Günlerdir çok yürümekten ayağımı incitmişim. Sağsağlim girdim görüşmeye. Yine bir özgeçmiş doldurma seansı. Kafama göre takılıyorum. Sorular diğerlerinden farklı neyse ki. Eğlenerek yanıtlıyorum filan. 3 yıl sonra ne yapmış olmayı planlıyorsunuz diye bir soru vardı. İşte hayaller, hayatlar. Yazdım bir yurt dışı seyahati gerçekleştirmiş olmayı planlıyorum diye.

 İşe girmeden önce İngilizce kursuna başlamayı, yanında yüzmeye de gitmeyi planlıyordum. Okul bitti, işe girdim en az bir yıl çalışacağım diyordum, iki ayda o plaza insanına, kibrine katlanmayı reddettim ve mis gibi paralı pullu konforlu işi reddettim. İki yıl sonra da araba almayı planlıyorum aslında.

 Şimdi biraz Lonrda, Paris filan araştırayım nette. Hevesimi alayım. Bana belli olmuyor. He unutmadan. Bu yaza evleniyordum ben ya. O iş noldu sahi? Ey Allam..



13 Ocak 2016 Çarşamba

Mesai Arası


 Merhabalar,

 İş yaşantımın bana dayattığı bu kelimeyle geçiyor bir günüm. Her attığım mailin başında merhaba.

 Uzun aralıklarla yazdığım bir yer oldu benim için burası. Yine de not düşmek istiyorum. Hayatımın seyri böyle böyle diye. Geçmişten kopamayan bu yapımla dönüp okumak ve her geçen gün maalesef ki bir çok masumiyetimi geride bıraktığımı görmek istiyorum.

 Acıdan besleniyorum gelecekte kalabilmek için. Zira yaşamak için çok matah sebeplerim yok. Zaten çok sıkıcı olmaya devam ediyor nefes almak, aşk falan.

 Diyeceğim iki üç laf daha var. Gönlümce konuşmak istiyorum bu gün.

 Aşkı çok güzel yaşarken, her şey yolundayken öleyim ya da acısı bittiğinde. Hayatı da böyle.

 İstesem de unutamayacağım yolculuğumu da not ediyorum.

 Eskişehir- Uşak dönüşü. Sabaha karşı güneşin hayat kadar güzel ama puslu doğuşu. Eminim gözlerimdeki nemle ilintisi yoktu pusun.

 Rüyaları kabusa döndüren adamlar her daim var mı olacaklar. Onları dramla yoğurup gülebilme kabiliyetimi alsınlar artık ve ben bu karmaşıklıktan kalabalıktan sıyrılıp durulayım.

 Her şeye  rağmen bu kabına sığmayan hallerim başıma bela. Bu süreçte yitenin bela olması dileğiyle diyerek son veriyorum sözlerime..

 Sevgiyle kalın.