26 Nisan 2016 Salı

Mayıs'a 4 Kala


 Yağmurlu bir nisan sonundan merhaba.

 Her şey stabil.

 Çalışıyorum. İşlerim ilk zamanlarımdan daha yoğun. Bazen daha da yoğunlaşıyor bazen yolunda her şey. IT sektöründen çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim.

 Hafta sonu KPSS için ter döktüm. Lisans için zorlamıştı ÖSYM epeyce. Öyle salınmışlık ve başarısızlığın üzüntüsü içindeyim biraz.

 Sahili olan sıcak bir şehire atanmayı isterdim. Olamayacak sanırım.

 Geleceğe dair umudum giderek söndü. Beni bu travmadan alıp götürecek biri de kalmadı artık.

 Elimde koca bir yükünü artık taşımak istemediğim, ayrıntılarını hatırlamaya üşendiğim, ardından rüyalar ülkesine koyuluşuma inanamadığım bir travma ve allak bullak edildiğim sevda var.

 Hangimiz hasta olan? Hangimiz deli?

 Ofisin ortasında yorulana kadar zıplayıp mutluluk tebessümleri atmak istemek, anlamsız kelimeler söylemek neden delilik olsun?

 Tüm iyi niyetli dokunuşlar kanıtlayamadığım tacizden sorumlu. İçimde. Hamide sen suçlusun çünkü o bir erkekti sen bir kadın. Suçlusun çünkü şiir okuyordun, korkmuyordun, güveniyordun(!)

 Okuyan, şiir okuyan adamlar ne kadar kötü olabilirdi? Ne kadar zarar verebilirdi? Bir yürek ne kadar kör olabilirdi? Taş kalpli ve kalpsiz olabilirdi? Bunu kavrayamayan benim kadın aklım mı acaba?

 İnsanları ayırmalı mıyım? Bak bu kadın, bu erkek, bu dinsiz, bu sevgisiz, bu karaktersiz, bu...

 Kozama dönmek istiyorum. O güzel, neşeli, küçük, masum, endişeli dünyama. Gözlerdeki o potansiyelleri okumak, fark etmek, anlamak çok yorucu. Bu bekleyiş çok kaypak ve...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder