4 Şubat 2016 Perşembe

Mesai Arası 2



 Bir tane müdürüm var ki aslında benim bir çok müdürüm var. :)

 Neyse işte en yetkili olanlardan bir tanesi arada sırada denetlemeye geliyor bizi. Değişik değişik sorular sorup yanıtlarımın tamamını sanki dinlemiyormuş gibi geliyor bana. Ve sinir oluyorum aslında biraz. Kendimi işe yaramaz hissediyorum.

 Yine ölmeyi arzulayıp keyif ve tat alamadığım şu günlerde takıntı haline getirebileceğim şeyler yapmasınlar bana. Mutluluk nedir? diyor. Olumsuz bir özelliğin nedir? diyor. Yanıtlarımın sonunu dinlemiyor. Dinliyor fakat kafası başka şeylerle de meşgul. Çok da ilgilenmiyorum bununla. İşle alakalı sorular soruyor yanıtlarını çok veremiyorum. İşte bunlar hep eksiklik diyor. Ardından saçını mı boyattın diyip ruj sürmüşsün, tazeliyor musun diye soruyor. Evet dedim ben de. Kadın olmak da zor iş diye söyleniyor.

 Dün sabah bana Esra Erol'u izliyor musun diye sordu. Ses yarışmasında birinci olan çocuğu sordu. Böyle tuhaf tuhaf şeyler yaşıyorum. Dur bakalım...

 İşe geliyorum, akşama kadar birkaç görevler var onları yapıyorum, internetten bolca bir şeyler okuyorum. Bazen kitap getiriyorum, araya bir iki şiir sıkıştırıp akşam servisle eve dönüyorum. Evde TV açık oluyor hep. Bir iki saat de öyle oyalanıp yatıyorum.

 Şimdiki bahanem yalnızlık.

 Umudu tükenmiş biriyim ben. Yaşım 25. Tam bir yıl önce ölüm isteğiyle tanıştım. Öncesinde bu sağlığı kolay elde etmediğimden biraz tadına varmak istemiştim fakat şimdi süründürmeyen bir son istiyorum.

 Yarın ayrılık acısından bahsedecek olabilirim, sonraki gün yeni bir aşktan ve belki bambaşka bir yaşamla gelecek olabilirim buraya. Ne kadar kalabalık olursam olayım ölüm kadar gerçek ölmek arzusu.

 Beynimde aylardır her gün şaşmadan dönen adam. Yiteceksin. Ne zaman olur bu, çok da kestiremiyorum.

 Sevgiler dolsun yüreğinize.


 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder