10 Ocak 2013 Perşembe

Al'ış Veriş


 Yediğim her parça lüks gelmeye başladı. Boş olan şeyler için çaba sarf edip en azından yok değil diye teselli bulmak. İşte tüm yaptıklarım bundan ibaret. Ve benden milyon tane var.

 Bir radyo programı takip ediyordum sınavlardan evvel. Bir kaç üniversite öğrencisi internet üzerinden yayın yapıyorlardı. Konu nereden geldi nasıl geldi hatırlayamıyorum ama kadınların aynada durup poposuna bakma durumunu bir türlü anlayamadığını söyledi çocuklardan biri. Valla ben de anlamıyorum diye katılmamam hiçten değil.

 Lisedeyken arkadaşlarım dakika başı gider eteğini düzeltir saatlerce o aynanın karşısında yorulmazlardı. Önden, yandan, arkadan yamuk mu yok işte nasıl duruyor... Ne sıkılırdım ben. Sürekli aynı uzvunun güzelliğini tasdik ettirmek nasıl bir haleti ruhiyedir acaba? Hiç bakmadan döndüğüm çok olurdu. Bunu o zamanlar hatta bu güne kadar hiç dile getirmemişim şimdi fark ediyorum. Çok saçma. Giyersin bir bakarsın gözüne takılan bir şey yoksa iyi olmuştur tamamdır. Ne bekliyorlar bir etekten anlayamadım.

 Ayna...

 Tehlikeli bir materyal. Bir ara kendimden epey uzak tutmuştum. Cam olmasa yüzümü unutacaktım neredeyse. Şu sıralar da bakma sebebim dikkat çekmeyen halde görünmek isteğimden. İyiden değişik bir insan halini aldım ben. Saçlarımı kendi hallerine bıraktım. Bıktırdılar beni artık. Sevmesem çekilir dert değil diye yakınmalarım olmazdı. Saç dediğin benim kabulümdü her koşulda. Sonra nereye gitsem yanımdan ayırmadığım düzleştiricimi de İstanbul'da unutmuşum. En son kuaförler saçlarımı yolduklarından mütevellit şimdi gitmeye de korkar oldum. Yani anlayacağınız bakımsızlığın zirvesinden sesleniyorum.

 Siyah oje mevzum geldi aklıma bunu da not düşeyim. Sanki canım kebap, dürüm çeker gibi siyah oje çekti. Ruhum çekti galiba dersem durumu kurtarmış olurum belki. Neyse Gamze'nin varmış alıp sürdüm ondan. Sınavım var, okul otobüslerinden birine bindim arkalardan bir yere oturdum. Fark edemediğim bir zaman sonra arkamda ayakta iki çocuk konuşmaya başladılar yüksek sesle. "Oje dediğin pembe olur abi" diye. Söz bana geliyor besbelli ama sınavım var şimdi ve çalıştım stres dorukta. "Söyle şuna pembe sürsün" dedi biri. Uzunca oje muhabbeti yaptılar sayemde. "Abi senin kıza söyle pembe oje sürsün" diye diye bir hal oldular. Döndüm artık gülmekten daha fazla alıkoyamıyorum kendimi. Bir kaç kelam edecektim konu artık kapanmalı. 15 dakka oldu yeter daa. :) İndiler şansa.

 Asıl ben alışverişi anlatacaktım da konuyu dallandırıp budaklandırsam da bir yerden giremedim bir türlü. Şimdi... Ayşe Sultan malumunuz artık. Enteresan bir iletişimimiz var kendisiyle. Bu konuda da uyuşamıyoruz maalesef. Mağazalar beni çok yoruyor. O ışıklar da çok çirkin hissettiriyor ayrıca. Annemle alışveriş bana tam bir işkence. Bir defasında hatırlıyorum mağazalardan birinde ama sadece birinde tam bir buçuk saat kalıp sadece anneme bir kazak alarak ayrılmıştık. Allah'ım! Bu sadece bir mağazada geçen vakit! Kızıyla gezmeyi seviyor, tamam. Gerçekten haklı buluyorum, annedir hoşuna gider. Ben de seviyorum annemi koluma takayım gezeyim. Ama o mağazalara girmeyelim n'olur. Arkadaşların olsa giderdin diye gaf yapıyor. Valla güzel anneciğim bir tanesin ama hiç bir arkadaşım böyle yapmıyor benim. :(

 Geçen ev arkadaşım ve onun arkadaşları gittik burada Karun'a. Sabırla dolu saatlerden sonra eve geldik ve ben kendimi hemen yatağa attım. Aşırı derecede başım döndü. Midem de tekin değil. Biraz sayıklamışım sonra Gamze yemeğe çağırdı ardından duşa girmesem birazdan acillik olacağım sandım. Duş beni kendime getirdi neyse ki. Bu olaydan sonra alışverişe herkesle gitmemeye karar verdim.

 Dün Tûba'ynan sınavlar bitince kendimize ödül verelim bir şeyler yapalım deyip ödülü alışveriş olarak seçtik. Şükür ki ne şükür. Sevdiğim bir huyu var bu kızın. Önceden bakıyor kafasındaki değerlendirmeyi orada değil de daha geniş bir zamana yayıp evde, okulda, sokakta, parkta işte her neredeyse yapıp karar verince almaya gidiyor. İşte bu! Ya da o an karar veriyor bir şekilde uzamıyor işte çok fazla. Karar vermekte çok zorlansa da yerinde.

 Önce alışıyor fikre sonra parasını veriyor. Alışverişin bundan daha masum tanımı yok bence. Dün ikimiz de birer tane elbise aldık. Yine onun daha evvelden gördüğü bir elbiseye göz koydum güzel de oldu. Baktım yakası paçası tam Ayşe'nin de tasvip edeceği model, tamam işte. Biraz da bu gün gündüz devam ettik Tûba'ya bir şeyler baktık, aldık. O kadar.

 Dolu bir dolaba sahip değilim ama boş da değil. An geliyor ki hepsinden kurtulmak istiyorum. Korkuyorum biraz da. Nasıl bir oyun bu kavramaya çalışıyorum. Çeşit çeşit desenler, modeller... ve insanlar, belki en çok kadınlar. Sektörler. İzlenim.

 Bu yazı da nasıl başlayıp nasıl bitmiş. İyice çığırından çıkmış beynim. Gölgeli bir yaşantı gördüm ben okuyunca. Ya siz?



2 yorum:

  1. Ve bir kere de o Tûba aldığı şeyin bedenini tutturabilsin, denerken daha dikkatli olsun mesela :D Denemekten nefret ettiğim için oluyor bunlar hep.

    YanıtlaSil
  2. Ondan çabuk bitiyor bu alışveriş. :))
    Gider büyüğünü alırız dert etme sen ;)

    YanıtlaSil