13 Ekim 2012 Cumartesi

Uşak Günceleri


 Enteresan bir rüyayla başladım güne. Çocuk sevdigim ve şu an daha hatırlayamadığım bir sürü mesaj içerikli bir rüya. Hayra yordum mu yormadım mı bilmem uyanırken. Tek düşüncem kahvaltıda ne yesemdi. Kaldı ki yorgun uyanmıştım.

 Kendimi oyaladım bir süre. Bir kalem iki allık dokundurup yüzüme çıktım evden okula gitmek üzere.

 Yol üzerinde çalışma vardı. İnsanların kendilerini tehlikeye atıp koruma bariyerinin üstünden atlayıp geçtiği yoldan geçmek istemedim. Seyir halinde devam eden araçların arasından yürüdüm. Hiç olmazsa adrenalin biraz daha savunmalı olurdu. Durağa az kala sağsağlim bindim minibüse. Küçük şehir malum minibüsçülerin simasına aşinayız. Daha evvel yeni bir aracı kullanıyordu bu şoför. Orta yaşlarda hatta genç denebilir. İlerliyoruz Uşak'ın ara sokaklarında. Duraklardan birinde iki tane ev hanımı yolcu aldı. Tanış çıktılar sonrasında. Okulun durağında çalışan şoförlerden birinin eşiymiş. Sonra konuşmalardan anlıyorum ki çeşitli tatsızlıklar yaşamış durakta. Kadın "sığamadılar durağa" dedi manidar bir sesle. Daha sonrası para meseleleri işte. Otobüs ilerledikçe dolmaya başladı. Aman Allah'ım bu ne kokudur. O parfüm şişesini resmen üstüne boşaltmışlar! Baş ağrısı ile girdim derse.

 Dönüşte tırlarla beraber yolculuk yaptık. Birinin arkasına atlayıp gidesim geldi. Sözde özgürlük adına.

 Bu akşam dışarıdan bir şeyler yedim. sonrasında da kendime pasta ısmarladım. Evime geldim tam dinleneceğim. Kabında olan telefonumun minicik açık kalan yerinden ışığının yanıp söndüğünü gördüm. Dersten sonra sessizden geri almayı hep unutuyorum. Yatak aldımdı tee kaç gün önce. Onu getirmişler. Adama epey bir söylendim. Gündüz getirmelerini istemiştim özellikle. Neyse yatağım geldi en nihayetinde. Onu yerleştirdim yoruldum çok.

 Sonrası da aynı işte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder