17 Ekim 2012 Çarşamba

Size amca diyebilir miyim?


 Sosyalleşme çalışmalarına başladım. Bu gün diğer günlere oranlarsam eğer dışarıda geçirdiğim saat toplam bir ay kadar denebilir.

 Yaptığım da bir şey olsa. Burcu geldi konuştuk ettik dışarı çıktık yemek yedik oradan bir kafeye gittik okey oynadık eve geldim. Ama bu kadar değil. 3 kişilik oynadığımız okeyden ne olacak. Çocuklarıma haber ettim gidem bir yerlere diye bize gel dediler. Onlarda varmış okey takımı. Özge'yi de aldım onlara gittim ben de. Eğlendik epeyce. Bayram geliyor tabi. Herkes evlerine gidiyor. Ben buralarda bi gariban. Aslında bayramda binadaki komşularıma uğramayı düşündüm. Sonra bu fikrimden bir anda vaz geçtim. Niye mi? Şimdi acıyan gözlerle bakacaklar. Yazık buralarda bayramda ailesinden uzakta okuyor. Ah yavrum vah yavrum. Kendimi birden bu tablonun içinde hayal ettim de. Yolda izde görürsem ne âlâ. Yoksa yok kapısına gitmek kimsenin. :)

 Evet geleceğim şimdi anlatacağım şeye. Şiir yayınladığım sitelerden birinde amcanın biri çıkmış bir haber yayınlamış ve üstüne hakaretler yağdırmış. Haberin konusu kısaca şöyle; işte güzel yurdumun bir yerinde bir üniversite de mi ne istiklal marşı okunmuş öğrencilerden bazıları da ayağa kalkmamış. Abimiz de bunun üzerine vermiş veriştirmiş.

 Yorum yazdımdı ben de. Şimdi söyleyeceklerimden ötürü bu sayfada kınanacağım ama ne kadar umurumda diye başlayıp nasıl bir zihniyete sahip olduğunu gerçekten anlayamacağımı belirttiydim. Bir de kin kusulmuş sayfada konuşmak için yeterli sakinliğe sahip değilsiniz dedimdi. Yalan olmasın tartışmak için demiştim. Sen buradan tut tartışılmaz bu konu deyiver. Yazık. Gülüyorum şahsına ve evlatlarının haline. Bir de siyaset bilimi okumuş. Valla bu üniversite okumak bir halt değil. Neyin ve kimin vicdanısınız sorumun cevabı verilmedi kendisince. Bu bakış açısıyla verecek çok güzel bir cevabı olacaktır ama ben kendisini asla onaylamayacağım. Bir konuyu tartışmaya açmamak demek, ya da biraz daha ayrıntıya inersek seçme hakkına sahip olmadıklarımız için övünme iç güdüsüyle hareket etmek demek "ben düşünemiyorum, yıllar evvelinden benim yerime düşünülmüş kararı verilmiş ben de uymak zorundayım sen de uymak zorundasın uymak istemiyorsan gidersin demek". Bu ne demek böyle? Burası herkese açık bir yer. Buyursun gelsin okusun blogumu. Bak hem tartışmaya açık benim blogum. Her konuda tartışılabilir. Ben de kısıtlama yok. :) Senin için büyük sorun var yalnız amca. Buranın tribünü epey küçük. Oynasan pek fazla rant elde edemezsin, uyarmadı deme. Sitede de yazdım duvarıma blogun adını merak eder de gelirse görür yazdıklarımı. Bir yerlerde okumuştum "beyin kabızı ağız ishali" diye. Ettiği hakaretler ve katı söylemleriyle ben epey uyuşturdum bu sözü. Sizin görüşünüz kendinize. Ne hali varsa görsün. Bu neslin de sonu gelecek inanıyorum ben. Ne kalmış ki şunun şurası 50 olmuş. Bir elli de çocukları olsa bir asırcık ömrü kaldı. :)

 Not: Vatan haini falan değilim. Kalksalarmış iyiymiş. Kalkmadılar diye küfre batacak değilim.


2 yorum:

  1. Marş okunurken saygı duruşuna gidilirken ben de çok kasılıyorum çok bunalıyorum ve kendimi Orwell'ın bindokuzyüzseksedört'ünde gibi hissediyorum açık söyleyeyim. Üstüne bir de Hayvan Çiftliği'ni okuduğumda daha da pekişti bu his.

    YanıtlaSil
  2. :) Ettiği küfürleri görmelisin Tûba. Hani bazı bazı üstüme bile alındım. Bundan mıdır bu hiddetim acep. :)

    Biz deyip deyip duruyor bir de eskiler için, kolay kazanılmadı safsatası. Biz kim ya değilim ben biz miz. :)

    O mantığa göre gitmem gerekiyor benim bu ülkeden. İki yüzlü falanım da. Hatta hain. Bulunduğum yerde öldürülmeliyim.

    Bir de kalkmadılar diye sakinliğim tuhafmış. Napim şimdi be. Gidip kaldırayım mı? :))

    YanıtlaSil