20 Ağustos 2012 Pazartesi

Bayram ve bayram.


 Ben de bir ay öncesinden iş görüşmelerinden birinde kent şeker için birileriyle görüştüm işte. Adımı aldı nerde oturduğumu söyledim bayramın bitmesine bir hafta kala arayacağız dedi kapattı. Garip bir görüşme olduktan bir kaç hafta sonra aradılar eğitim var gelin diye. Gittik, gördük, dinledik, geldik.Aradılar 3 gün evvel iki gün çalışmak için. Verdiler bir adres. Bu evdeki yavaş bilgisayarla internetten baktım baktım bulamadım. Ne ise çıktım yola. Söğütlü çeşmeye varınca sordum bir kaç kişiye Furkan Market nerede diyerekten. Caddenin adını da verdim ama bileni duyanı yok. Aradım tekrar adres için yanlış market vermişmişler. Bekledim bir süre yeni market verdiler. Kızıltoprak'da Carrefour'da şeker sattım iki gün. Ekonomik gelir ve kültür seviyesi farklı bir yer. Pek bayram gelmeyen bir mevki.

 Hep çalışanlara karşı bir müşteri olarak güler yüzlü olmayı savunmuşumdur. Çalışarak deneyimledim. Bana göre çalışırken pek önemli bir şey olmasa da ben yine de çalışanlara karşı aynı tavrımı koruma düşüncesindeyim. Bir de bu satış meselesi bana göre değil. İnsanlara altında ürün satma isteği yatan bir "hoş geldiniz" deyip tebessüm etmek benim üstüme olmayan bir parça. Bunda kötü bir şey yoktur. Kimine göre normaldir, ben hak da verebilirim bu düşünceye. Bana göre olmak zorunda değil ya. (Annemin ne sana göre ki zaten deyişini kulaklarımda duyar gibiyim.)

 Birazdan söyleyeceklerim yüzünden ayıplanabilirim. Nezaket kuralları beni yiyip bitiriyor. Bayramlara dokunmuyorum. Ama İstanbul'da kimsecikler kalmadı. Kapımıza çocuklar da gelmedi. Bayram bayram gibi olmayınca, e malum bayramın pek uğramadığı yerde de çalışınca giremedim bayram havasına. Çıktık annemle çarşıya yolda giderkene komşuyu gördük sarıldım. Düzgün sarılmamışım da. Ne yani şimdi içimden gelmediği gibi yapmacık mı olayım. Oracıkta hemen aldım gönlünü de muhtemelen arkamdan Ayşe'nin kızı da pek soğuk bayramımı bile doğru düzgün kutlamadı, değişti bu değişti, hiç annesine benzemiyor diye laf olacak. İşte buraya da yazdım gelir kulağıma. :)

 Misafir mi? Tamam yumuşatarak diyeyim. Ben gittiğimde nasıl oturuyorsam bana gelen de öyle olsun istiyorum. Herkes birbirini tutmuyor tabi. Bunu beklemem de pek doğru bir davranış olmayabilir. Hep de memnuniyetlerimiz olacak diye bir şey de yok. Bu sebeple sevmeme hakkına sahibim. Ama bu saygısızlık etmemi gerektirmez. Oturdum, cici cici hizmetimi ettim.

 Son olarak; genel geçer sözler beni yordu. Baş edebiliyorum fakat korkuyorum yüceldiğimi düşünmekten. Bir halt olduğumu sanmaktan korkuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder