23 Ağustos 2012 Perşembe

Kıskançlığımın Şekilleri


 Hep uzun uzadıya yazacak değilim ya. Kısadan bir not düşeyim aklımdakinden kurtulayım. Bir defasında yine televizyon programlarından birinde adını da hatırlayamadığım biri yazdıklarım benim zehirimdir. Ben onlardan kurtulurum diğer insanlar beslenir gibi bir şey söylemişti. Tam manası bu da olmayabilir ama buna yakın bir şeydi. Bir yere not düşmüştüm ama Uşak'ta bıraktığım not defterlerimden birinde sanırsam.

 Kardeşime olan kıskançlığımın boyutlarında sınır tanımıyorum. En son kıskandığım bir arkadaşı vardı. Ben okulda iken annem oyun oynaması için göndermiş kolunun üstüne düşmüş lifleri mi ne kopmuş. Sargıda durmuş bir kaç hafta. Diyorum ben göndermeyin diye. Bak içime doğuyor işte. Annem bir sürü azar yedi benden gönderdiği için. Şimdi evdeyim ve geliyor o küçük kız kapıya. O kadar da tatlı ki. Ama işte göndermek istemiyorum. Gözümün de içine bakıyor kıyamıyorum. İki gündür geliyor kapıya ama Pınar evde yok. Annem işe götürüyor onu. Nasıl mutlu oluyorum anlatamam. Bu konuda son olarak, Kutsi de nefretimi kazanmak üzere. Geçen gün televizyon açık hiç farkında değilim ben. Pınar demez mi "abla ben büyüyünce bununla evlencem." Ne dicemi de bilemedim ama aklıma gelen ilk şey evli olduğu oldu ve söyleyince nasıl yıkıldı yavrucak anlatamam. :)Vermem meleğimi kimselere. Sevdirmem de. Sevmesin kimse. İşte böyle hastalıklı bir sevgiye sahibim. :)

 Akşama da misafirimiz var. Çok sevilen bir anneye sahibim. Diş hekimi ve cerrahlardan oluşan bir çevreye sahip çalıştığı mekan dolayısıyla. Şimdi böyle konuşuyorum ya buralarda, annemin de demesi gibi benim evime kimse gelmeyecek ya da misafirim hiç eksik olmayacak. Büyük konuşuyormuşum. Şimdi anneme bakarsak evimi çöp de götürecek. Sonra tembellikten hep hastalanacağım. Aç yaşayacağım. Herkesler arkamdan konuşacak. Aman Allah'ım! :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder