12 Temmuz 2012 Perşembe

Dönem Sonu


                                                                         Meçhul tarihten.

Bir yorgunluk kahvesi eşliğinde yazımı yazmayı isterdim fakat midemdeki asit oranları buna izin vermiyor. Kahve dokunuyor maalesef. Emoculara benzetilen mavi ojelerim eşliğinde yazayım ben de.

 Yurdumdan kurtulmanın bedelini tek başına taşınarak öğrendim. İki yılda ne çok birikmişim var diye baktım. Atamadıklarımın canına okudum. Hepsi Uşak çöplüğünü boyladı. Atmayı seviyorum sıkıntılardan kurtulmuş gibi geliyor. Bir de yaşanmışlıkları atabilsem diyorum ve onlar da attıklarımla çöplükte anılmaya başlayacaklar diyorum. Bazı atılması gerekenlere elimi bile sürmedim. Oralarda perişan olsunlar diye.

 Güzelim evime taşındım taşınmasına da ne belim kaldı ne başka bir şey. Tam ortasında ateş açılmış gibi bir yangınla uyudum bütün gece. Sonrasında dinlemeden İzmir’e. Çok güzel koskoca bir gün geçirdim İzmir’de. Aile dostlarımız beni çok şahane ağırladılar. Akşamına da İstanbul otobüsüne bindim ve sabaha evimdeydim. Gelir gelmez koltukta uyumuşum. Hiç kendimden haberim yok. J

 Sonra Ayşe evdeki neti kapattırmış. Cinayete teşebbüs bu efendim. Benim gibi bağımlı birine yapılır mı hiç. J

 Tatile giriş bölümü malum yine sonralı bir yazı oluyor bu. Nette yok, birikti de birikti. Neyse. Kuzenimin nişanı vardı pazar günü. Ailenin temsilcilerinden biri olarak hiç oturmadım diyebilirim. Kalabalıktı, nezaket kurallarıydı pek haz etmesem de zayiatsız atlatabildim durumu. Düşündüklerim de var elbet ama hiç sıkmaya niyetim yok seni sayın okur.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder