25 Haziran 2012 Pazartesi

Oyunda Benim


 Her çocuk gibi oyun oynardım ben de küçükken. Kuzenlerimle yarışa girerdik, oyun haricinde yolda, evde, misafirlikte güzel gördüğümüz her nesne "oyunda benim" olurdu. Hayatı oyuna çevirmiştik bir bakıma. Güzel bir araba görünce hemen "oyunda benim" diye ilk kim söylerse onun olurdu. Ve oyun oynarken şurada şunu görmüştük hani ben demiştim ilk, işte şimdi o araba benim ve ben onunla işe gidiyorum şimdi.

 Üç kuzen büyümüş aynı evde yaşıyorduk. Hep 21 yaşı seçerdim. Benden bir yaş büyük olan kuzenim 23 , iki yaş küçük olansa 20 olurdu. Büyük kuzenim hep olgun hareketlerde bulunurdu oyunda. Anımsadıklarım kadarıyla.

 Üç genç bayanın görüştükleri birileri olacaktı elbet. En modern şekli seçerdik bu durumda. İçimizde en geç benim annem evlenmişti reelde. Şimdi oyunda 21'dim ve annem gibi olmayacağım apaçık ortadaydı, 22 olmadan evlenecektim. Erken evlenmek iyi fakat aynı zaman da kötüydü. Şöyle ki; eğer geçe kalırsam evde kalmış olacaktım. Öbür türlü yaşım zaten geçiyordu.

 Ah halalarım bütün çocukluk hayatımın kabusu oldular. "Halalarına çekmiş bu erkenden kaçar."
Oyunlarda hep etkisi vardı bunun, halalara evet çekmiştim ama usulüyle olacaktı yine de. Dönemin en yakışıklı sanatçılarından diye anılan tamamen duyum üzerine edindiğim bilgi ile Ricky Martin oyunda benimdi. Ve gelen ani bir telefonla hava alanına arabamla almaya gidiyordum onu. Oyunun en tatlı yerinde annem hadi eve gidiyoruz deyip bölerdi hep.

 Zihnimize güzel egzersiz yaptırıyormuşuz.

 Evett. Oyun yaşımı geçmiş bulunmaktayım. Ne kadar da büyük gelirdi o yıllarda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder