15 Mayıs 2012 Salı

Devam Eden Üzüntüden Demler

  Odama girdim ve sonsuza kadar çıkmak istemiyorum. Eğlence, ışıltı parıltı ve esrik bir dünya.
 Aylar sonra bu gün sosyalleştim. Yurttan arkadaşlarımla canlı müziğe gittik. Eskiye özlemim kadar şimdiki hallerimden memnuniyetim vardı. İyiydi hayat benim adıma. Durdum ve artık içimin karardığına kuvvetlice bir kanaat getirdim. Annemi de anlamaya ve hak vermeye başlamam işlerin daha da ciddileştiğini gösteriyor ki eyvahlar ola. 

 Annem dedim de. Malum akşama kadar bekledi ki arayayım anneler gününü kutlayayım. Ben de teknolojiden faydalanıp mesaj attım. Bu tarz günlerin benim sevgimi göstermekte etkisi olmadığını şirin bir dil ile anlatmaya çalıştım. Yine de sen mutlu oluyorsun diye anneler gününü kutluyorum deyip ikimizin de gönlünü ettim. Elbet bir gün bunu anlatmayı başaracağım diye de ekledim. Başa kakmak deyimi burada geçerli midir? :)

 Aylardır ev alma telaşesinde muhtariyem. Aldı alacak derkene son bir ev de karar kılınmıştı. Ben de İstanbul'a gittiğim vakit görmüş idim. Bu ev işleri sakat işler, sıkıntılı işler. Akrabalardan uzak durulması gerektiğini bir türlü anlatamıyoruz babamla. Ki burada benim felsefe dünyama girersem çıkamayız bu gün bu işin içinden. Zaten bu mirastı, hak, hukuk meseleleriydi pek canımı sıkar oldu. İnsan en yakınındakinin hakkına giripte başına bir şey geldiğin de "biz kimin hakkına girdik bir kusurumuz yoktu" şeklinde yakınmalar... Burada susmak da kızılası bir durumdur fakat, hakkına girilen hallerine acıyor. Başarıyı, mücadeleyi neden çekemezler ki? Fesatlık senden başka kime zarar verir bir düşünsen. Hatta kimyasallarla kandırdığın bir beynin olacaksa taşıma onu deyip özetlemek istiyorum. İçimde kalan öfkemi oraya hapsediyorum ki zararım yine kendime olsun.

 İnsanın kendini kandırması için kimyasallara da ihtiyacı olmayabiliyor. Durup düşünüyorum fakat çıkamıyorum işin içinden. Arkadan konuşmak bana ne katacak? Üstün mü olacağım hakkında atıp tuttuğum kişiden bu şekilde. Atıp tutmaya da gerek yok olanı söylese de sahibine ulaşmadıkça ne yararı var? Zararı kendine bu vatandaşın. Eleştirdiğini üstüne giymiş de haberi yok, zavallı.

 Taktım efendim bu gıybet meselesine. Üzüntüm çok fazla. Keşke kendi adıma da üzülebilsem. Ne aşağılık bir konumdur bu. Ne kadar kara. Kendine nasıl yakıştırır insan bu çirkinliği. Bu kadar mı kör olmuş gözler?!

 Benim derdim elbet geçecektir. Keşke ben kadar kolay kurtulabilse o da. Gelse yüzüme de söylese, hatalı olan ben olsam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder