3 Mayıs 2012 Perşembe

Deprem ve Nişantaşı

 Bayat haberle geliyorum. Yine deprem, güzel deprem. Suyu çıktı yazma artık Hamide diyorum. Diyorum ama sonrasında bu anları not etmeliyim düşüncesine yeniliyorum. Kendime Hamide demenin hoşuma gittiğine kanaat getiriyorum. Deprem olurkene ne düşündüm diye yokluyorum beynimi fakat cevap alamıyorum. Hareketlerimden yola çıkıyorum...

 Siyasal Düşünceler Tarihi dersinde pek sevgili Akkaş hocamız anlatıyor. Akkaş hocamın adı geçipte iki kelam etmeden olmaz. Dersini dinlemekten büyük keyif alıyorum fakat sınavlarında hiç anlaşamıyoruz. Mağdur olan ben oluyorum fakat yine de mağdurum demeyi doğru bulmuyorum. Çünkü çok şey öğreniyorum. Ve yine hocamız bir konu anlatırken ben de pür dikkat onu dinliyordum. Öğrencinin biri bir şeyler söylerken hocanın yüzünde bir değişme oldu ve ben anında hissettim, salise farkıyla sınıftaki herkes hissetti ve hiç ses yok. Bekliyoruz bitsin ama mübarek uzun da sürdü. Telefonumu aldım elime bekliyorum, sonra durunca masaya tekrar bırakıverdim. Ölmez de sağ kalırsam kahraman olacaktım teknoloji sayesinde. Bir de o kadar inandım ki buna acayip tedarikliyim en ufak bir dökülmede gireceğim masanın altına. :)

 Bittiğinde sınıftan çıkmadık. Önce korkudan bahsedildi, hoca Afyon depremini anlattı bize. Yaşadığı bir anısını uzun uzun anlattı sonuna geliyordu ki, sınıfın kapısı çaldı. Bir öğrenci "hocam okulu boşaltıyoruz" deyince çıktık. En son çıkanlar arasındaydık sanırsam.

 Fırsat bu fırsat diğer dersi ekip geldik. Yurda geldiğim de iki tane daha hatırı sayılır büyüklükte oldu. Artçılar sürekli oluyor zaten hissetmediğimiz oluyor bağışıklık kazandık artık.

 Oranları da öyle çok büyük olsa bari. 5.1'di ilki diğer ikisi 4.4'tü. Kandilli'nin yalancısıyım. :)

 Ve yineliyorum Uşak, Simav'a Kütahya Merkez'den daha yakın. Uşak'ı anan yok. Biz de hissediyoruz işte. Burhan'ı andım şimdi. Ben de Nişantaşı çocuğuyum. :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder