6 Mart 2012 Salı

Bitmeyen Dünlerim

Baktım ki blog yazmayalı bayağı olmuş. Şarkıydı, şiirdi geçiştirmişim. Olmadı, hiç yakışmadı bana bu durum. İki kelam etmeli diye geçtim tuşların karşısına.


 Kalıplardan bahsedip duruyorum. Beni o kalıba koymayın buna koymayın diye isyanda bulunuyorum. Bulunuyorum da ne oluyor, ne değişiyor? Hiç.


 Az evvel annemle konuştuk. Pınar'ımın öğretmeni ile görüşmüş. O gün meleğim öğretmenden azar yemiş suçsuz yere. Yanındaki arkadaşına "suuussss!" diye isyan etmiş yavrum dayanamamış artık. Öğretmen de kimden geldi o ses diye sorunca bütün herkes yavrucuğumun üstüne gitmiş. Ağlayarak annemin yanında bulmuş kendini. Pekte kırılgan meleğim.


Öğretmenle olan görüşmelerinden annem bir kesiti anlatırken benim şu şarteller hiç dayanıklı değil hemen atıyor. "Neden Betül gibi Ahmet gibi olamıyormuş. Olabilirmiş, o kapasiteye sahipmiş." 'Bunu söyleyen bir eğitimci' safsatası yapmayacağım, faydasız. Yıllardır bu duruma karşı koyamadım, pek zavallı kardeşim de koyamıyor. Betül gibi Ahmet gibi olmayacak benim kardeşim demek vardı ya onlardan ne farkım kalacak o halde. Öğretmen ne derse doğrudur düşüncesine nasıl karşı gelebilirim bilemiyorum. Farkındayım cahilliğim ve fevriliğim var. Konumum ufacık hatamı kabak çiçeği gibi ortaya seriyor. Sonra uğraş dur.


 Teori: Düşünceler karaktere yansır. Pratiği takan kim!?Karakter ile düşünce farklı şeyler yapmayın, etmeyin!


Takıldım kaldım ben şimdi. Çocukta o kapasite olmasa ne olacak veya başarılı olunca ne olacak?
Konuşmanın sonunda benim kıyaslanmadığım sonucu şu lanet dersleri geçemediğim iddiası gelince biricik annemden, konuşmayalım n'olur deyiverdim. Yazık ki ne yazık. Kıyasladığını göremeyecek kadar körelmiş, köreltilmiş.


Ben vazgeçiyorum bu sisteme direnmekten. Diyorum ki ben yapamıyorum sorun bende. Aynı şartlar altında birçok kişi ile kıyaslandığımda taşa tutulmalıyım. Ee şimdi ne olacak? O vakit ölüp kurtulmalıyım. Kişisel gelişim uzmanları: Hayat yaşanmaya değer ve güzel. Bu işte başarılı olmayabilirsin fakat başka yönlerini açığa çıkarmalısın. Hiçbir şey için geç değildir. Bıdı bıdı...


Dalmalarıma geçeyim ben en iyisi. Hayat bana derin mi derin. Yoğun düşüncelere dalıyorum. Tûba kapıyı açıyor veya bir şeye dokunuyor bende bir ürkme hali. Yerimden hoplamalar ve ardından gelen tuhaf ünlem ifadeleri ve nidaları.


 Ne düşünüyorum ben bu kadar? :)


Arabesk bir başlıkla sonlanmalı bu yazı. Sonrası iyilik, derinlik işte.

4 yorum:

  1. Bence dalmalarına geçme bigün hık'tan gidiceksin hamidos :))

    YanıtlaSil
  2. Aman ağzından yel alsın uzaakkk diyarlara götürsün. Senle benden uzak dursun bu hık. Şu öğretmenin oraları bi kollasa fena olmaz hani. Göz korkutma babında. :)

    YanıtlaSil
  3. hamide :))

    şimdi efenim benim annem de eğitimci yıllarını verdi bu mesleğe...
    kişisel fikrim ayıp ettiğidir kardeşin öğretmeninin.

    hani bu aralar agresifim patatesler bile bozuldu diyeceğim...
    öğretmenler bile bozuldu diyeceğim ayıp olacak genellemeyeyim.

    sisteme direnmemek...
    vazgeçmek...
    cıks.
    olmaz.

    muhaliflik iyidir hamidoş.

    öğretmen de böledir benim gözümde;

    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17951815_p.asp

    YanıtlaSil
  4. Ben derim ki insan olmayı öğrendiğinde insanlar mesleklerle de hiçbir sorun kalmayacak.
    Ağır mı oldu biraz. Olsun varsın.

    Öğretmenle konuşmaya kalktığında sen daha çok küçüksün toysun oluyoruz. Biz toyda oluruz küçükte oluruz sorun değil de. Şu yasal olup olmadığını bir türlü öğrenemediğim katkı paylarını veremeyen öğrenciler için arkadaşlarının sırtından geçiniyorlar diye sınıfın ortasında anlatman senin tecrübenle mi orantılı oluyor...

    İstanbul gibi pahallı bir memlekette katkı payları da pahallı Uşak'ın 4 katı. Biz verebiliyoruz şükür ki..
    Veremeyen öğrencinin bilincinde nasıl bir hal alacağını hangi kitap öğretir bu öğretmene!

    İnsaniyet diyorum bu doğrultuda.

    Annene saygılarımı sevgilerimi sunuyorum. Eskiler diyorum ah ahh..

    YanıtlaSil