31 Ağustos 2011 Çarşamba

Yıldızlar Tutamaz

 Bayram...
 Herkese gelen bayram bana gelmedi. Ruhuma gelmedi de denebilir. Son bir kaç senedir aramız pek bozuk zaten. Yapay gelmeye başladı kutlamalar. Sabah uyandığımda telefonuma daha önce olmadığı kadar mesaj gelmişti. Hiç hareketlenme olmayan mesaj kutuma gelmişti anlaşılan bayram(!) Kardeşime de gelmişti içinde melekleri kıskandıran bir sevinç (en temiz, en saf, en doğal olanı). Komşulara da gelmişti bayram büyük akrabalara ziyarete giderken "sağ olsunlar" tıklayarak geçtiler kapımızın önünden.
 Çamlıca'ya çıktım bu bayram. İstanbul'un en güzel tepelerinden birinde, boğazın sularında güneşin asil batışını izledim. Gerek turistlerden gerek yerli halktan çeşitli yorumlar ilişti kulağıma. Kimi eşsiz olduğuyla ilgileniyordu kimi Allah'ın varlığındaki lutfuyla. Ben mi? Ben fikirlerle ilgileniyordum. Beynimin en ücra köşelerine takılmış anılarımla, vicdanımın en duyarlı yanıyla, umarsızlığımın boyutlarıyla.
 Ve İstanbul. Bir yüzünle daha tanıştım bu gece. Bir kez daha hayran. Bir o kadar pişmanlık hissi.
 Canlı müziğe gidiyoruz arkadaşlarımla. Birbirinden güzel slov şarkılar. Farkındalığım tutuyor bu seferde. Ne güzel sözleri varmış şarkıların. Nakaratından tutup fırlattığım bir şarkıyı mısrasından yakalıyorum zor bela. Sonra alamıyorum kendimi şarkıyı dillendirmekten. Ezberimde olduğunun da farkına varıyorum. Bu akşam ölürüm dedikçe diriliyorum başka hayatlara.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder