11 Temmuz 2011 Pazartesi

 Hala duyamıyorum ve hala dengem şaşık.
 Bu gün pazar ya evde erkenden kalkıp kahvaltı hazırlamam meselesi gözden geçirildi. Adı üstünde pazar. İnanın binada bir tek bizim evden sesler geliyor sabah saat 8:00de. Sayın ev idare amiri Ayşe Hanım sağ olsun Kendimi bildim bileli üşenirim kahvaltı hazırlamaya. Zaten yiyemem de sabahları pek bir şey. Bunun üzerine de uzun bir vaaz verir Ayşe Hanım sağlıksız beslenmeden girip hastalıklardan çıkar. Geçirmediğim hastalık kalmadı sayelerinde. Neyse hükmüm kesin razıyım.. Tembellikse bu tamam. Ben kabul ettikten sonra neden her hafta aynı beklenti olur ve aynı konu gündeme getirilir anlamıyorum. Daha sonra pazar klasiğimiz olan temizlik faslına geçtik. Temizlikten sorumlu devlet bakanımız Ayşe Hanımın buna da diyecekleri oldu. Fakat beni de kendileri yetiştirdiğinden boynuz kulağı geçermiş misali ben söylendim kendilerine (hem suçlu hem güçlü de diyebilirsiniz daha önce de dediğim gibi düşünmek be/dava). Birazcık internetin başına oturdum. Gelen bir telefonla pikniğe gitme kararı alınmış. Fikrimi soran mı var. Bir de annemi inandıramadığım baş dönmelerim var.
 Fransa'dan gelen akrabalarımızla birlikte bir hayli kalabalık olduk. Ne oldu ne bitti pek farkında olamadım. Sanki bir cam kulenin etrafından tanık oluyordum yaşananlara.Yakar top oynadığımızda yardımcı oldu kulem bana ve yanmadım.  (Kardeşim'meleğim' ancak bu kadar çekebilmiş)
 Bu günü dinç geçirdim diyebilirim. Beni meleklerin dinç tuttuğuna inanmak istedim şuan:). Kısık sesle yapılan konuşmalara şahit olamadım ve benim meraklı yapıma ket vurdu bu ne acı.
 Hava kızıla çalarken eve döndük.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder