9 Temmuz 2011 Cumartesi

Düşünmek Be/dava

 Önceki yazımda da bahsettiğim gibi birkaç gündür boğaz ağrısıyla uyanıyordum. Bu durum beni rahatsız etse de doktora gitmemekte ısrarlıydım. Yeterince vaktimi almıştı çünkü hastahaneler. Çocukluğumu almıştı benden. Hem... ayrıca güzel rüyalarda görüyordum sayesinde.
 Eski iş yerimi ziyarete gittim. Çalıştığım günleri anımsadım. Bir diş hekiminin yanında asistanlık yapmıştım yaz tatillerimde, kışınsa part-time çalışmıştım orada. İş hayatı tecrübem oluşmuştu. Daha sonrasında arkadaşım Çağla'ya oturmaya gittim ve akşam eve döndüm.Biraz internette takıldıktan sonra kitap okumaya karar verdim. "Sofie'nin Dünyası" adını sıkça duyduğum ve yeni okuma fırsatı bulduğum kitabı okumak için biraz daha beklemem gerekiyordu anlaşılan. Kulağımda müthiş bir ağrı. İşten geç gelen yorgun babamla birlikte hastahaneye gittik gece saat 01:00 sularında. Sıra bekledik (ki bu sıralar ömür törpüsüdür yavaş yavaş tüketir sabrınızı birde hasta iken katlanılmaz). Çeşitli yerlerden insanlar geliyordu acil servise. Bir tane genç 16-17 yaşlarında gözünün üstü patlamıştı. Gecenin o saatinde nasıl olabilmişti o hayret etmiştim doğrusu. Ne düşündüysem bulamamıştım o ağrının içinde. Beynimi meşgul etmeye çalışıyordum. Ağrılarımı hafifletir ümidiyle. Bir tane mahkum geldi sonra polis memuru eşliğinde. Arkasında bir bayan genç daha benim yaşlarımda. Genç adamın ellerine vurulmuş kelepçe insanların yargılarına rehberdi. Kim bilir ne suçtan giymişti o kelepçeyi. Hayatın sunduğu hangi sınavı geçememişti. Çoğu insanın baba parasıyla sağladığı geçimi o kazanırken yanlış yola sapmıştı belkide. Belkide başka bir suç. Kendine göre haklı sebepleri vardı kim bilir. Hakimin ona verdiği ceza hiçti bakışların verdiği cezadan. Gözükmesin kelepçem diye kollarını göğsünde birbirine bağladı. Ve öylece devam etti koridorda polis eşliğinde ve tabi arkasında kızla...
Sıra bana gelmişti. İçeri girdim ve doktordan şu sözleri duydum. "Sende güzelsin ayrıca" dedi yanındaki bayana. Yanındaki bayansa biraz alçak ve utangaç denebilecek ses tonuyla "teşekkür ederim" dedi. Elimdeki kağıtları uzattım doktora ama benim akıl nerelerde? Görev başında memurun sarf ettiği sözcüklere bak. Her neyse. Doktor şikayetimi sordu söyledim. Ağzımı açtım ve aa de dedi. Oldum olası komik gelmiştir bana bu aa de meselesi. Ufak bir gülümsedim. Ne gülüyorsun diye tersledi beni. Sesimi çıkarmadım bende bir daha. Senin yaptığından çok daha masum bir şey bu diyecektim de kulağımdaki zonklama ve babamın yorgun hali susturdu beni! Reçetemi alırken sordum bu gece uyuyabilecek miyim diye. Biraz rahatlatır bu ilaçlar seni dedi. Yalancı!
 Eve geldik ve hemen ilaçlarımı aldım. Başımı yastığa koyduğum anda ağrılarım artıyordu. Abartmıyorum sabaha kadar ağladım. Saat 6:00 olur olmaz çıktım evden kendimi hastahane yollarına vurdum. En erken yine devlet hastanesinde açılıyordu kulak burun boğaz bölümü. İki saat sıra bekledim evet tam i-ki saat bir saat de randevu saatimi bekledim 9:00da girdim doktorun odasına. Hatta girmeden önce kapıdaki sandalyede uyuyakalmışım. Orta kulak iltihaplanması olmuş ve uyutmayacak kadar çok ağır. Ve yüz ifadesine bakılırsa doktorun, ciddi bayağı. Doktor çeşitli müdahelelerde bulundu ve iki hafta sonra tekrar mutlaka gelmemi söyledi. Baş dönmesi de yaparmış dikkat et dedi. Ek olarak bir ilaç daha verdi. Eve gelir gelmez uyumuşum gece gündüz kavramım karıştı. Dengem bozuldu yahu uzayda boşlukta oturuyor gibiyim. Hala net duyamıyorum. Ama sağlıklı düşünüp, cümle kurabiliyorum sanırım. :))
 Güzelmiş kız! Bunu bir erkekten duymaya ihtiyacı olan kızdan ne beklersin. Özel birinden özel bir mekanda duysa hadi birazcık iyi derim. Görev başındasın yahu! Doktorlara saygılıyımdır efendim. Ama ahlaksızlara göz yumamam. Benim bu yaptığım da yargılamak gibi oluyor diye düşünebilirsiniz. Düşünün düşünmek serbest. Bu ülkede bir o bedava fakat kelepçeli yargılara mahkum.
 Cezasız suçlarda bir çift bakışlarda hükmü..!

5 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. geçmiş olsun öncelikle..inş tez zamanda ağrıların kesilir eski ağrısız günlerine dönebilirsin.
    yazını okuduktan sonra aklıma köşe yazarları geldi.okuduğum birkaç köşe yazarını karşımda gördüm onları okuyorum sandım bi an.işinin erbabı olan köşe yazarları gündelik hayatta karşılaştıkları sıradan ama okuyup bitirdikten sonra verilen o ince ima dolu sosyal mesajı okuyucuya vermesini çok iyi biliyorlar.yazında da bu bahsettiğim durum göze çarpıyor.tabi bu benim düşüncem fakat kelepçe vurulmuş bedavalardan değil.hoş onların da bedava olduğunu düşünmüyorum ya neyse:)

    YanıtlaSil
  3. İşte Hamide görüyorsun, sana yazmaya devam ettikçe kaleminden çıkanlara kendin bile inanamayacaksın diyordum.. Bu benim epey zamanımı almıştı ama görüyorum ki sen bu aşamayı çoktaaan geçmişsin. :)

    Kalemine sağlı, yazı çok güzel harmanlanmış.
    Geçmiş olsun bir de, tez vakitte şifâ..(biz bu kısmı konuşmuştuk zaten seninle o nedenle sona ekledim;)

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim Tûba. Kendimde olmadan yazdım. Hala daha kendimde sayılmam ya.:))
    Bazı eksik ve hatalı yönleri var yazının. Ama sadece anlatmak istedim o doktoru. Bana ettiklerini.

    YanıtlaSil
  5. İnşallah.
    Teşekkür ederim Gökhan Bey. Takip ettiğim bir yazar yok açıkçası pek gazete okuduğumda söylenemez maalesef. Gözlemlerimi yazdım sadece. Bedava olduğu -olmadığı- konusunda bende aynı fikirdeyim sizinle. Bu konuyu daha sağlıklı bir durumda ele almayı düşünüyorum.
    Değerli yorumunuza ayrıca teşekkür ederim.

    YanıtlaSil