4 Ağustos 2012 Cumartesi

Ayak Üstü


 Evde olduğumdan bir süre televizyon programlarından bahsedeceğim blogda. Yol öyle görünüyor maalesef. Bolca ahkam keseceğe de benziyorum. Önce kafamda uzun süredir yazmayı istediğim bir program vardı, ondan bahsedeceğim.

 Çocukların şarkı söylediği program "bir şarkısın sen". Şimdi büyümüşte küçülmüş çocuklar topluluğuyla karşı karşıyayız ki bazılarında özgüven tavan yapmış. Kimisi de o kadar tatlı ki izlerken çok keyif alıyorum. Bir anlığına ne kadar bencil olduğum yönünde soru yağmuruyla karşılaşıyorum bir mantık çerçevesi içinde. Yazık vallahi üzülüyorum o çocuklara. Küçücük yaşında o şarkı sözlerini aklında tutup ölçüsüydü seyircisiydi. Bir tanesi gözlerini kocaman açmış direk annesinin gözlerine bakıyor hiç ayırmıyor o gözlerini şarkıyı doğru söylüyor, bir ara mikrofonu bırakıp oynuyor daha sonra tekrar kafasında bin tane tilkiyle doğru okuyor şarkıyı. Aman ne kadar da şirin!

 Gece uyumayı pek sevmiyorum ve imsak vaktini beklerken bir program buldum. "Kime göre neye göre". Geçen hafta da rastlamıştım fakat bitmek üzereydi. Dün gece başlarında yakaladım programı. Konusu, görgü kurallarıydı. Karışık seslerden bir şey anlayamadım uzun bir süre. Reklam arasında bu duruma el atmış olacaklar ki anlamaya başladım ben de ekran karşısında. İçlerinden bir tanesi isyanlarda benim gibi. Kalıba sıkıştırılmaktan bahsediyor ama biraz saldırgan. Tahammülsüz demem daha doğru olur sanırım. Bütün program boyunca bu görüşün üstüne giden bir kaç kişi oldu. Tartışma ortamından sonra tek tek konuşmalara yer verildi  ve bir noktada görüş birliği yaşandı. Neydi o? Cem Mumcu'nun ortaya attığı hoyratlık düşüncesi. Dönemin hoyratlık dönemi olduğunu, kişinin ancak bu şekilde fayda sağlayabildiğini düşünmesi üzerine eylemler sergilemesinden bahsetti. Diğerleri de bu düşünce üzerinden yaşantılarıyla destekleyerek söylemek istediklerini dillendirdiler.

 Benim düşüncemi yazmaya vaktim yok. Bilgisayarımın yokluğu yazım dünyamı alt üst etti. Neler vardı aklımda neler. Artık başka ayak üstü yazıda buluşmak üzere.

 Bir de: kızgınım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder